KayıtDefterim.Com - Paylaşıyoruz

Tam Versiyon: Osmanlı Padişahları
Şu anda tam olmayan bir veriyonu görüntülüyorsunuz. Tam versiyonu görmek için, buraya tıklayın
OSMAN GAZİ



Babası: Ertuğrul Bey
Annesi: (Adı Bilinmiyor)
Doğum Tarihi: 1258
Tahta Çıkışı: 1299 (1300)
Ölümü: 1324

(1284-1326) Yılları arasında Osmanlı Devleti'ni idare etti. Babası Ertugrul Gazi'nin vefatından sonra, gözüpek ve mertligi, ahlakı ve meziyetleri ile aşiret, kavim ve kabileye baş olacak Iiderlik vasfına sahip oldugundan dolayı bu göreve getirildi. Cesareti ve kahramanlıgı yüzünden ona ''Kara Osman Bey" lakabı takılmıştı. "Oguzname"de kahramanlara ''Karaların karası'' diye atıfta bulunulur.

Ata binmekte ve her türlü silahı kullanmakta çok üstündü. DevIet işlerini daima dikkatle planlar ve hiçbir şeyi tesadüfe bırakmazdı. Bu da O'nun daima başarılı olmasını saglardı.

Çok çömertti, sofrasına hiç ayırım yapmadan, çevresindeki herkesi davet ederdi.

Osman Gazi uzun boylu idi. Yassı gögüslü, boynu uzundu. KolIarı dizlerine kadar gelirdi. Davudi sesi vardı. Açık sözlü idi. İkna edici konuşurdu ve sevimli idi. Kalın kaşlıydı. Koyu ela gözIeri vardı. Koç burunlu, yuvarlak yüzü ve seyrek bir sakalı vardı. Bıyıkları bahadırane idi. Dişleri iri, pes sesi arslanınkini andırırdı. Peygamberin sahabelerininki gibi beyaz çatma kumaştan burma sarık takardı. Kaftanının yakası boldu Kıyafetlerini giydiğinin ertesi günü yoksullara verirdi. 1 Akçe'lik ilk vergiyi koydugu kaynaklarda kayıtlıdır.




ORHAN GAZİ



Babası: Sultan Osman Bey
Annesi: Mal Hatun
Doğum Tarihi: 1281
Tahta Çıkışı: 1326
Ölümü: 1360

Sultan Orhan Gazi. 1324-1360 yılları arasında Osmanlı Devleti'ni idare etti. Babası Bizans'lılara karşı mücadeleye giriştiği tarihden itibaren askerlik ve idari işlere katılarak devlet idaresini öğrendi. Akça Koca ve Abdurrahman Gazi'nin öğrencisi oldu. Fazla gösterişi sevmezdi, ömrünün büyük bir kısmını savaş alanIarında geçirdi.

Babasının ölüm tarihi olan 1326 de Bursa'yı aldı. Bursa'yı devIetin merkezi yaparak tahta çıktı. Kendi adına ''Akça'' denen gümüş sikke bastırdı. O sıralarda 46 yaşında bulunuyordu.

Osmanlı Devleti'nde sultan ünvanı ilk defa O'nun zamanında kullanıldı. Ülkesi içerisinde devamlı olarak dolaşır, halk ile birIikte olurdu. Devlet teşkilatında ilk idarı, adlı ve askerı düzenlemeyi gerçekleştirdi.

Devletin ilk ilmı ve sosyal kurumlarının oluşması da yine O'nun zamanında başladı. Iznik'te cami, medrese ve imaret yaptırdı. Osmanlı Devleti'nin ilk üniversitesi olan bu medreseye o dönemin en önemli hocalarını görevlendirerek ilmı eğitimi başlattı.

İri yapılı bir insandı. Pembe beyaz bir teni vardı. Davranışları dengeli ve kararlı idi. Çatık kaşlı idi. Kendisine söylenen sözleri daima dikkatle dinlerdi. Hoş sohbet bir insandı. Alimlerle konuşmaktan çok hoşlanırdı. Geniş göğsü, geniş alnı, uzun da bir boynu vardı. Kulağında siyah bir beni vardı. Kalın baldırlı ve sağlam yapılı idi. Bıyıkları bahadırane idi. Hareketli ve dinamik bir insandı Ancak tedbirle düşünerek adımatardı. Yüksek bir ahlak duygusuna sahipti.




I. MURAD HAN



Babası: Sultan Orhan Bey
Annesi: Nilüfer Hatun
Doğum Tarihi: 1326
Tahta Çıkışı: 1360
Şehid Olduğu Tarih: 1389

Sultan Murad. 1360-1389 yılları arasında Osmanlı Devleti'ni idare etti. Babasının Bursa'yı aldığı 1326 tarihinde doğdu. Anesi Nilüfer Hatun'du. Iyi bir askeri ve idari teşkilatçı idi. Osmanlı Devleti'nin küçük bir beylikten imparatorluk haline gelmesi çalışmaları O'nun zamaında başlamıştır. Karamanoğlu Devleti'ni yıkmış, Anadolu'daki önemli bir engeli ortadan kaldırmıştır. Edirne'yi ve çevresini alarak ülkesini Balkanlar bölgesinde genişletmiştir. Bizans O'nun zamanında Osmanlılara tabii olarak vergiye bağlanmıştır. Çabuk karar verir ve çabuk harekete geçerdi. İyi silah kullanır, her savaşta ordusunun başında bulunurdu. Sade bir hayat yaşamayı sever ve sade giyinirdi.

İri yapılıydı. Orta boylu idi, teni beyazdı, yuvarlak çehresinde pembelik görülürdü. Şehla gözleri kurşuni mavi idi. Kaşları kaIın, dişleri iri, bakışları keskin, koç burunlu, sakalı açık kumral renkte ve seyrek, omuzları düz ve bıyıkları güçlü idi. Uzun bir çenesi, uzun bir boynu ve yüksek bir gerdanı vardı. Kolları güçIü idi. Parmakları kısa ve dolgundu. Dengeli ve oturaklı bir tavra sahipti. O'nun da sarığı babasının ki gibi mücevveze yerine altın üsküflü idi Yani ulema tarzı idi. Sarığının çevresine güzel bir tülbent sarardı.




YILDIRIM BEYAZID HAN



Babası: Sultan 1. Murad
Annesi: Gülçiçek Hatun
Doğum Tarihi: 1360
Tahta Çıkışı: 1389
Ölümü: 8 Mart 1403

Sultan Bayezid. 1389-1403 yılları arasında Osmanlı Devletini idare etti. Babasının saltanatının ilk yıllarında O'nunla birlikte savaşlara katılarak iyi bir komutan olarak yetişti. Babasının savaş sırasında vefatı üzerine devlet idaresini eline aldı. Rumeli'deki fetihlerinden sonra Anadolu'ya dönüp, birçok yerIeri ülkesine katarak sınırlarını genişletti. Anadolu'da beylikler dönemine son vererek, Anayurt'da Türk Birliği'ni kurmaya çalıştı. Bizans O'nun zamanında bir Osmanlı vilayeti haline geldi. Ozellikle Niğbolu Meydan Muharebesi'ni kazanarak Haçlı Ordusu'nu yenmesi, kendisine Avrupa çapında bir şöhret kazandırdı. Selanik ve Eflak bölgelerini aldıktan sonra Macar sınırlarına seferler yaptı.

Istanbul'u 1391 yılında ilk defa muhasıra etmiş, bunu birkaç defa tekrarlamış olmasına rağmen, Anadolu'daki Timur'un (Doğu tehlikesi) yüzünden bunda başarılı olamamıştı.

Çok kararlı bir kişiliğe sahipti. Rüşvet ve adaletsizliklere karşı acımasız davranırdı. Hata işleyenleri cezalandırmadan önce onIara nasihatlerde bulunurdu. Iyi bir savaşçı idi. Ordu'nun güçlenmesi için birçok reformlar yapmıştır. Devlet O'nun zamanında büyük bir hazine sahibi olmuştu Ordu'ya düzenli maaş verilmesi ilk kez onun zamanında başlamıştır.

Uzun boylu idi, yüzü beyazdı. Çehresinde hafif bir pembelik gö- rünürdü. Çatık kaşlı idi, iri, siyah gözleri, düşman karşısında kin ve dehşet saçardı. Bununla birlikte, aynı gözler tatlı ve müşfik bakmasını da bilirdi. Gerdanı düzgün, koç burunlu ve gür bir bıyığı vardı. Sert ve kuvvetli bir ses tonuna sahipti Yuvarlak çenesi açık renkli bir sakal ile çevrelenmişti. Babası gibi altın üsküf üzere burma ve sarma sarıklı idi.




MEHMED ÇELEBİ HAN



Babası: Sultan Bayezid Han
Annesi: Devlet Hatun
Doğduğu Tarih: 1387
Padişah Olduğu Tarih: 1413
Öldüğü Tarih: Mayıs 1421

Sultan Mehmed, 1387-1421 yılları arasında Osmanlı Devleti’ni idare etti. Babasının ölümü üzerine başlayan taht kavgaları yüzünden kardeşleriyle savaşmak zorunda kaldı. Fetret Devri denilen şehzâdeler arasındaki saltanat kavgasına son vererek 1413 yılında 26 yaşında tahta geçti.

Çelebi Sultan Mehmed, babasından sonra bozulan Anadolu Türk Birliği’ni yeniden kurarak bir bakıma Osmanlı Devleti’nin ikinci kurucusu olmuştur. Çok ciddi ve kararlı bir kişiliği vardı. Yakın çevresinde olduğu kadar, ülke dışında da bu kişiliği güven sağlamıştır. Çok iyi silah kullanır. Savaşta en ön saflarda çarpışır, ordusunun daima güvenini kazanırdı. Sakin bir kişiliği vardı. Güçlü bir inanca sahipti. Yoksullara yardım etmeyi çok severdi. Bursa’da çok büyük imar faaliyetlerinde bulunmuş, camii, medrese, imaret ve kendisine de bir türbe yaptırmıştır.

İri yapılı idi. Güler yüzlüydü. İnce uzun ve çatık kaşlı, koyu elâ gözlü idi. Göğsü yassı ve güçlü ve koç burunlu idi. Gerdanı uzundu. Aydınlık bir çehresi vardı. Dengeli bir çeneye, etli ve güçlü ellere sahipti. Bakışları şahin, davranışları arslanın ki gibi idi. Öfkesini dizginlemesini iyi bilirdi. Sert karakterli idi. Sarığı sade çatma kumaştandı. Kendisine bu sarık çok yakışırdı. Sadece üsküfün yukarısı görünürdü, alt kısmı tülbent ardında kaybolurdu. Kaftanları parlak kumaşlardandı.
II. MURAD HAN



Babası: Sultan I. Mehmed Han
Annesi: Emine Hatun
Doğduğu Tarih: 1402
Devlet Reisi Olduğu Tarih: Birinci defa (1421-1443)
İkinci defa 1443
Son defa (1444-1451)
Öldüğü Tarih: 3 Şubat 1451

Sultan II. Murad, 1421-1451 yılları arasında Osmanlı Devleti’ni idare etti. Anadolu’da Timur ile yapılan savaşlar sırasında ülke topraklarından çıkmış olan Balkanlar bölgesindeki önemli bölgeleri tekrar ülkesine kazandırdı. Selânik şehrini de geri aldı. Orta Avrupa’ya doğru Macaristan ve Arnavutluk bölgesine defalarca seferler yaptı. Çok sakin bir kişiliği vardı. Ve kendi arzusu ile tahtını oğluna bırakarak dinlenmeye çekildi. Bunu fırsat bilen düşmanın Balkanlar bölgesinde ülke topraklarını tekrar almak istemeleri üzerine iktidarı yeniden ele aldı. Özellikle II. Kosova Meydan Muharebesi’ni kazanması, Devletin Balkanlar bölgesinde güçlenmesini sağladı. Düşmanlarla yaptığı savaşlarda başarı sağladıktan sonra iktidarı tekrar oğluna bıraktı.

Rahatına düşkün olmakla beraber, devlet işlerini hiç ihmal etmezdi. Son derece kararlı ve olgun davranırdı. İyi silah kullanır. Alim ve şairlerin koruyucusu idi. Devlet geleneğine ve ananelerine son derece bağlıydı.




FATİH SULTAN MEHMED HAN



Babası : Sultan II. Murad
Annesi : Hüma Hatun
Doğduğu Tarih : 30 Mart 1432
Padişah Olduğu Tarih : 1444-1451
Öldüğü Tarih : 3 Mayıs 1481

Sultan II. Mehmed, yedinci padişah olarak Osmanlı tahtına çıktı. (1451-1481) yılları arasında Osmanlı Devleti’ni idare etti. Edirne’de dünyaya gelmiştir. Çok yönlü bir kişiliğe sahiptir. Üstün zekâsı küçük yaşlarda ortaya çıkmış. Çok iyi hocalardan ders almıştır. Çok yönlü olarak aldığı eğitim ile Türkçe’den başka, arapça, farsça, yunanca ve slavcayı da okur ve yazardı. İyi bir şairdi. Babasının tahtı bırakması ile kısa bir süre devlet idaresini ele almış, içinde bulunulan olaylar sebebi ile tahtı babasına bırakmıştı. 1451 de babasının ölümünden sonra devletin idaresini tekrar eline almıştır.

Daima öğrenmeyi amaçlayan, iyi bir kişiliğe sahip olduğu gibi iyi bir kumandan, güçlü bir devlet adamı ve devrine kıyasla çok açık fikirli, geniş kültürlü Batı’ya çok yakın bir hükümdardı. İlim adamları ile çok yakın ilişki içinde bulunmuş, ülke içinde ilmin gelişmesini sağladığı gibi, Batı’dan da sanatçıları getirerek, Doğu ve Batı medeniyetinin kaynaşmasını sağlamıştır.

En büyük isteği İstanbul’u almaktı ve bunu da çok genç yaşta başararak, Ortaçağ’dan Yeniçağ’a geçişi sağladı. Kendi dönemine kadar devam eden örf anene ve gelenekleri, saltanat usulü kuralını kurarak devlet idaresine yeni bir düzen getirdi. Osmanlı Devleti’nin dünya devleti olması için her fırsatı değerlendirdi.

Devletin merkezî bir idare, otorite ile yönetilmesini sağlayacak en önemli tedbirleri aldığı gibi uygulamaya koyduğu kanunnâmeleri ile de devletin devamlılığını sağladı. Kendinden önceki kanunlarıda “Kanunnâme-i Âli Osman” adıyla topladı.

Yapılı ve güçlü bir bedeni vardı. Yuvarlak çehresiyle arslanı andırırdı. İhtiyatlı ve zeki, çatık kaşlı idi. Üstün zekâsı kara gözlerinde kıvılcım gibi parlardı. Koç burunlu, sarımsı pembe bir çehresi, uzunca bir çenesi, sivri bir sakalı ve ince, nazik dudakları vardı. Göğsü yassı, boynu uzun ve kuvvetli idi. Güçlü kasları vardı. Sarığı dedesi Çelebi Sultan Mehmed’in ki gibi idi. Bu kıyafeti de daha sonraki Padişahlara da örnek olmuştur.




II. BEYAZID HAN



Babası : Sultan II. Mehmed
Annesi : Mükrime Hatun
Doğduğu Tarih : 1452
Padişah Olduğu Tarih : 19 Mayıs 1481
Tahttan Mecburen İnişi : 25 Nisan 1512
Öldüğü Tarih : 26 Mayıs 1512

Sultan II. Bayezid, sekizinci padişah olarak Osmanlı tahtına çıktı. (1481-1512) yılları arasında Osmanlı Devleti’ni idare etti. Babasının 1481 tarihinde sefere giderken Gebze yakınlarında vefatı üzerine devlet ileri gelenleri tarafından iktidara getirilmiştir. Bu olay kardeşi Konya Valisi Cem ile aralarında Saltanat çekişmesine sebep olmuştur.

Saltanatının ilk yıllarında kardeşi Cem ile uğraşmak zorunda kaldığından bu konunun halledilmesinden sonra ülke topraklarının genişletilmesi için O’da ataları gibi savaşmak zorunda kalmıştır. Komşularıyla iyi ilişkiler kurulmaya çalışırken, ülkenin denizlerde de büyümesini sağlayacak denizcilik ile ilgili düzenlemeleri yapmıştır.

Sakin ve kararlı bir kişiliğe sahipti. Etrafındakilere yardım yapmayı sever ve hayır işlerine zaman ayırmayı bilirdi.

Uzun boylu, sürmeli elâ gözlü ve çatık kaşlı idi. Esmer çehresindeki sakalı yuvarlaktı. Davranışları zarif, göğsü geniş, kolu güçlü idi. Çatma kumaştan elbiseler giyer, sarığı sahabelerinkine benzerdi. Sade giyinmeyi severdi. Savurgan değildi, masrafları bütçesini aşmazdı. Gelirinin bir kısmını da halka ve özellikle fakirlere dağıtmaktan zevk alırdı.




YAVUZ SULTAN SELİM HAN



Babası: Sultan II. Bayezid
Annesi: Ayşe Hatun
Doğum Tarihi: 1470
Tahta Çıkışı: 25 Nisan 1512
Ölümü: 21 Eylül 1520

Sultan Selim, dokuzuncu padişah olarak Osmanlı tahtına çıktı. (1512-1520) Yılları arasında Osmanlı Devleti'ni idare etti. Kendinden öncekilere kıyasla en az iktidarda kalan Padişah oldu. Tahtı babasından zorla alarak, onun sakin kişiliğine karşılık, hırslı, mücadeleci ve çok atak bir yapıya sahipti. Saltanatının ilk yıllarını kardeşleriyle ilgili mücadelelerle geçirdikten sonra devIetin Güneydoğu'ya doğru genişlemesini sağlayacak önemli savaşları kazandı.

Şah Ismail'i Çaldıran'da yendi. Alaüddevle'nin kuvvetlerini dağıttı. Dinlenmek için Istanbul'a döndü. Mısır Sultanı Kansu Gavri'ye karşı sefere çıkıp, Mercidabık'ta onu yendi. Daha sonra Şam'a yürüdü ve orada kışladı. Oradan Mısır'a yola çıktı ve Mısır'ı aldı. Bu savaşlar sonunda kutsal emanetleri Istanbul'a getirdi ve Istanbul'u Hilafet merkezi yaptı. Kendisi de halife oldu. Halkına karşı çok adil davranır, yoksulları korur, halk arasında sivil kıyafet ile gezerdi. Halkın sorunlarına kulak verir, hemen çözüm getirirdi. Cömertliği ile ün salmıştı.

Ülke imarına oldukça önem vermiş, cami, medrese ve külliye yaparak ülke ilminin gelişmesini sağlamıştı.

Orta boylu idi. Ince ama sağlam yapılıydı. Hoş sohbet bir kişiliği vardı. Açık ve aydınlık bir çehresi, çekme gözleri, uzun kirpikleri, arslan bakışları, pembe beyaz çehresi, çatık kaşları, koç burnu, uzun boynu, bahadırane bıyığı ve huşu veren bir sakalı vardı. Göğsü yassı idi. Uzun ve güçlü kolları vardı. Selim tarzı sarık onun icadıdır. Sarıktan başka ayrıca keçe külah da giyerdi.




KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN HAN



Babası: Yavuz Sultan Selim
Annesi: Hafsa (Hafize) Hatun
Doğum Tarihi: 1495
Tahta Çıkışı : 30 Eylül 1520
Ölümü: 6/7 Eylül 1566

(1520-1566) Yılları arasında Osmanlı Devleti’ni idare etti. Babasının ölümü üzerine, O’nun tek oğlu olarak 1520 tarihinde Manisa’dan İstanbul’a gelerek onuncu padişah olarak tahta geçti. Osmanlı Padişahları arasında iktidarda hemen hemen en uzun kalan, Osmanlı Devleti’ni en büyük sınırlarına ulaştıran Sultan oldu.

Bu güç O’nun isminin Batı’da muhteşem (Magnificent), Devlet adaletini çok adil kullanmasıda isminin “Kanunî“ olarak anılmasını sağladı. Ünü dünyaya yayıldığı gibi, O’nun güçlü iktidarı karşısında Batı dengeli bir dönem yaşadı. Belgrad’ı ve Rodos’u aldı. Macar Kralını bozguna uğrattı ve Budapeşte’yi aldı. Karşısında Alman kralı savaşamayıp kaçtı. İran ordusunu yendi. O bölgede birçok ülkeler Osmanlı İmparatorluğu’na katıldı. Zaferle sonuçlanan bir çok seferleri arasında Yemen, Habeş, Zigetvar’ı sayabiliriz.

Yüksek bir ahlâk duygusu vardı. Nazikdi, alçak gönüllü ve sakin davranışlı idi. Tam bir inanmış, dini bütündü. Tarikatlara saygısı büyüktü. Zaman zaman kılık değiştirip halkın içine karışırdı. Bir çok hayır eseri yapmış ve vakfetmiştir. Süleymaniye Camii ve külliyesi en önemli eserlerindendir.

1530 ve 1540 tarihlerinde oğulları için yaptırdığı sünnet düğünleri ve burada uygulanan törenler minyatür olarak çizilerek o günkü devlet düzeni, sosyal yaşantı, askerî ve siyasî hayat hakkında geleceğe bilgi taşınmasını sağladı.

Orta boylu, sağlam yapılı ve yakışıklı idi. Çatık kaşları, elâ gözleri, ince hatları, koç burnu, arslan tavrı vardı. Nazik ince bir sesle konuşurdu. Kendisinde sahabelerin tavrı vardı. Yiğit, güçlü ve kuvvetli, geniş göğüslü idi. Kolları uzun, kasları güçlü idi. Oturaklı bir sarık takardı.
II. SELİM HAN



Babası : Kanuni Sultan Süleyman
Annesi : Hürrem Sultan
Doğduğu Tarih : 1524
Padişah Olduğu Tarih : 29 Eylül 1566
Öldüğü Tarih : 21 Aralık 1574

(1566-1574) yılları arasında Osmanlı Devleti’ni idare etti. Babasının ölümü üzerine, O’nun tek oğlu olarak 1566 tarihinde onbirinci padişah olarak tahta geçti. Dedesi Selim Hân gibi 8 yıl taht’a kalarak kısa bir iktidar dönemi yaşadı.

Padişah olur olmaz ilk seferini Batı’ya yaptı. Ülke sınırlarını Orta Avrupa’ya kadar genişletti. Ülkesinin Doğu bölümünde gelişen olaylar sebebi ile Tatarlarla, Özbeklerle, Çerkezlerle ve Gürcülerle savaştı. Basra, Bağdad, Kıbrıs, Tunus kayıtsız şartsız teslim olanlar arasındaydı. Babası gibi ülkesinin denizlerde de egemenliğini genişleterek, deniz egemenliğine önem verdi. Barbaros, Oruç Reis, Turgut Reis gibi kaptanlar O’nun zamanında yetişti. Sokullu Mehmed Paşa gibi çok güçlü bir vezire sahipti, Devlet işlerinde en önemli yardımcısı idi.

İyi silah kullanmasını bilir, aynı zamanda usta bir okçu idi. Halkına karşı adil davranırdı. İlme açık ve alimleri korurdu. O’nun zamanında İstanbul ve ülkenin çok değişik alanlarında birçok mimari eseri yapıldığı gibi, önemli onarım faaliyetlerini de gerçekleştirdi. Devrinin usta mimarı, Mimar Sinan’a Edirne’de “Selimiye Cami“ni yaptırdı.

İnce ve uzun boylu, güler yüzlü ve güzel bir sesi vardı. Saray’da musiki çalışmaları ve müzik alanındaki gelişmeler onun besteci ruhundan kaynaklanıyordu. Güçlü kuvvetli, kasları ince ama sağlam bir bedene sahipti. Yakışıklı ve saçları sarı idi. Göğsü geniş ve kuvvetliydi. Altın işlemeli kadife kaftan giyerdi. Sarığı Selim üslûbunda ve mücevveze idi. Bir kısmı dışarı taşardı. Giydiği kaftanların altın işlemeli yakaları vardı. Astarları da kırmızı satenden idi.




III. MARAD HAN



Babası: Sultan II. Selim
Annesi: Nur Banu Sultan
Doğum Tarihi: 1546
Tahta Çıkışı: 22 Aralık 1574
Ölümü: 16 Ocak 1595

(1574-1595) Yılları arasında Osmanlı Devleti'ni idare etti. Babasının öldüğünde Manisa.da vali olarak bulunuyordu. Sokullu Mehmed Paşa'nın kendisine ilettiği haber üzerine Istanbul'a geIerek onikinci padişah olarak iktidarı teslim aldı. Kendisi iyi bir eğitim almıştı ve dünya meseleleri ile yakından ilgilenirdi. ÖzelIikle ülkesi dışında. ülkesinin kaderini etkileyen Iiderlerin yaptıkIarını merak ederdi. Tarihi eserleri okumayı da çok severdi.

Çok alçak gönüllü ve adil davranışlı idi. Ama biraz gösterişi severdi. Devlet hazinesinden yardıma muhtaç olanlara hayırlar yapardı. Ilim alemiyle ilgili iyi bir dostluk kurmuş, onlarla sohbet etmekten de hoşlanırdı. Dindar. inançlı bir yapıya sahipti. Tarikatlara saygıIıydı. Ülke imarına büyük önem vermiş, özellikle ataları tarafından yapılan tarihT eserlerin onarımını gerçekleştirmiştir.

Iktidarı zamanında ülke içinde ve ülke dışında olaylı dönemler yaşanmış olmasına karşın, ülke birliğinin korunması ve toprakIarının genişlemesi için çalıştı.Bir taraftan Kuzey Afrika'da fetihIer yaparken diğer taraftan da Hint Okyanusu'nda donanmasını bulundurdu. Savaştan çok sakınan gelişen hadiseleri mümkün olduğu kadar barış yoluyla halledilmesi taraftarıydı. Çok iyi bir kumandan, iyi bir savaşçı olduğu gibi. kılıç kullanmakta da çok başarılı idi. Ata binmeyi de severdi.

Ince uzun boyluydu. Pembe beyaz bir teni vardı. Bedenindeki organları kendisi ile bütünleşmişti. Çizgileri ve uzuvları dengeIiydi. Açık ve geniş bir alnı vardı. Kasları güçlü ve ince uzundu Giyinmesini sever, gösterişli elbiseler giyer, mücevher takmaktan da hoşlanırdı. Özellikle kavuk üzerindeki değerli taşları kullanmak O'na has bir özellikti.




III. MEHMED HAN



Babası : Sultan III. Murad
Annesi : Safiye Sultan
Doğduğu Tarih : 26 Mayıs 1566
Padişah Olduğu Tarih : 27 Ocak 1595
Öldüğü Tarih : 22 Aralık 1603

Sultan III. Mehmed, onüçüncü padişah olarak Osmanlı tahtına çıktı. Manisa’da doğdu. Annesinin gözetiminde ve etkisinde iyi eğitim alarak yetişti. Devrin önemli tarihçisi, Hoca Sadeddin Efendi’den tarih ve kültür derslerini, din eğitimini de din alimlerinden aldı. İyi bir dindar ve dürüst bir şehzade olarak yetişti.

Padişah olduğunda Osmanlı Devleti en geniş sınırlarına ulaşmış, 3 kıtaya yayılan büyük bir imparatorluk olmuştu. Görevi teslim aldığında Avusturya ile 1593 yılında başlayan savaş devam ediyordu. Macaristan’ın fethi tamamlanmış ve Eflak üzerine sefer kararı alınmıştı. Türklerin Viyana’ya harekete geçeceğini hesaplayan Batılı Devletler bu sefere karşı yeni bir haçlı ordusu toplamışlardı. Ordu komutanlarının yetersizliği ve kararsızlık Estergon Kalesi’nin kaybına sebep olmuştu. Bu yenilgi üzerine Sultan Mehmed, bir süredir değişmiş olan geleneği, padişahların ordunun başında sefere katılmasını tekrar başlatmak üzere Eğri Seferi’nin yapılmasına karar vermişti. Tarihimize “Kanije Savunması” olarak geçen ve Tiryaki Hasan Paşa komutasındaki orduyu destanlaştıran zafer kazanılmıştı. Sultan Mehmed, bu zaferden sonra İstanbul’a döndüğünde “Kanije Fatihi” olarak karşılanmış, zafer şenlikleri yapılmıştı.

Sultan Mehmed, içeride de bir süredir devleti tehdit eden Celalî isyanları ile uğraşmıştır. Ele başıları yok etmek, ordu ile harekete geçmeyi gerektirecek kadar büyümüş, devlet uzun süre bu isyanlarla uğraşmak zorunda kalmıştı. İstanbul’da Sipahi Ocağı Yeniçerilere karşı harekete geçmiş ve “Zorba İsyanı” yaşanmıştı. Padişah isyanlara son vermek için asilerle siyaset yolu ile anlaşma kararını uygulamaya koymuştu.

Padişah III. Mehmed, orta boylu, açık tenli, kumral saçlı ve yuvarlak sakallı idi. İyi eğitim alarak yetişmiş, aynı zamanda da güzel şiirler yazan bir şairdi. Hassas ve kötülükten uzak olması ve dürüstlüğü en büyük özelliği idi. Özellikle devlet işlerinin görülmesinde, annesi Safiye Sultan’ın etkisinde kalması da O’nun zaafı idi.




I. AHMED HAN



Babası : Sultan III. Mehmed
Annesi : Handan Sultan
Doğduğu Tarih : 18 Nisan 1590
Padişah Olduğu Tarih : 21 Aralık 1603
Ölümü : 22 Kasım 1617

Sultan Ahmed, ondördüncü padişah olarak Osmanlı tahtına çıktı. Eski geleneği bozarak kardeşi şehzade Mustafa’yı katletmedi. Küçük yaşta saltanat sorumluluğunu teslim aldığında devlet doğuda İran ile batıda da Avusturya ile harp halinde idi. İran ile yapılan revan muhasarası başarılı olamamış devlet Gence ve Şirvan’ı İran’a bırakmak zorunda kalmıştı. Macaristan’ı almaya yönelik Avusturya seferinde ise iki tarafın anlaşması ile Kasım 1606’da “Zitvatorok” barışının imzalanmasıyla savaş durumuna kısa bir ara verilmişti.

Saltanatı sırasında içeride devleti en çok meşgul eden önemli bir mesele de Celali isyanları idi. Veziri Kuyucu Murad Paşa ile Canbolatoğlu ve diğer isyancıların devlete karşı hareketlerini önlemeye çalıştı. Genç yaşında olmasına rağmen cesur kararlar alabilen ve uygulayan bir yapıya sahipti. Halk içine girmediğinden fazla tanınmaz ve sevilmezdi. Çok hesaplı hareketi, askere yeterince bahşiş dağıtılmaması, asker arasında da tedirginliğe sebep olmuştu. Saltanatı sırasında haremin, kadın sultanların devlet işlerine karışmalarını engellemiş, bir bakıma da Saltanat çekişmelerinden devleti korumuştur. Sadrazamı Kuyucu Murad Paşa ile ülke içinde içki içilmesini yasaklamış, aykırı hareket edenleri de şiddetle cezalandırmıştı.

Sultan Ahmed Osmanlı Mimarisi’nin en büyük eserlerinden olan, adını verdiği camii yapılırken işçi gibi çalışmış, eteğinde toprak taşımıştır. Çok zeki olan padişah iyi bir eğitim almış, genç yaşta olgunlaşmıştı. Açık tenli, orta boylu ve güleç bir yüzü vardı.




I. MUSTAFA HAN



Babası : Sultan III. Mehmed
Annesi : İsmi tarihe kaydedilmemiş.
Doğduğu Tarih : Hicri 1000 (M: 1591/1592)
Padişah Olduğu Tarih : 22 Kasım 1617
Tahttan İndirildiği Tarih : 26 Şubat 1618
Ölümü : Ocak 1639

Sultan Mustafa, onbeşinci padişah olarak Osmanlı tahtına çıktı. Babası Manisa’da Sancak Beyi iken dünyaya gelmiştir. Kardeşi I. Ahmed’in genç yaşta vefatı üzerine 22 Kasım 1617’de tahta çıkmıştır.

İlk iktidarı üç ay (97 gün) sürmüştür. Sultan Mustafa, 20 Mayıs 1622’de, II. Osman’ın katledilmesi üzerine ikinci defa tahta çıkarıldı. İkinci Saltanatı da bir yıl, dört ay kadar devam etti.

Şehzadeliğinde Saray’da yaşadığı hayat sağlığını bozmuştu. Devletin içinde bulunduğu sorunlarla yakından ilgilenme fırsatı bulamamıştı. Devletin iç meseleleri karışık olduğu gibi doğuda ve batıda savaşlar devam ediyordu. Her padişahın tahta çıktığında mutad olduğu gibi onbeşinci sultan olarak tahta çıkan Mustafa’nın cülus töreninde de askere ve ocaklıya ulufeleri dağıtılmıştı. Kapıkulu askerî cülus bahşişlerini aldıkları halde I. Mustafa’nın padişah olmasına muhalefet etmişlerdi.

Sultan Mustafa, zayıf vücutlu, minyon yapılı, solgun fakat güzel yüzlü idi. Sakalları seyrekti. İri siyah gözlü, solgun bakışlı idi. Yaşamı daha çok Üsküdar ve Davutpaşa Sarayı’nda geçmiştir.
II. OSMAN HAN (GENÇ OSMAN)



Babası: Sultan 1. Ahmed
Annesi: Mahfiruz Sultan
Doğum Tarihi: 3 Kasım 1604
Tahta Çıkışı: 26 Şubat 1618
Tahttan İndirildiği Tarih: 19 Mayıs 1622
Ölümü: 20 Mayıs 1622

Sultan 11. Osman, onaltıncı padişah olarak Osmanlı tahtına çıktı. Sultan Osman genç yaşta tahta çıktığı zaman, ilk iş olarak idari görevlerde, divan üyeleri arasında değişiklik yaptı. Devlet doğuda Iran ile batıda Lehistan ile süren iki savaş arasında kalmıştı. 11. Osman gerekli düzeni kurduktan sonra, askerin itirazına rağmen, Lehistan üzerine sefere karar verdi ve sefere de şahsen katıldı. Saltanatta bulunduğu senelerde devlet Istanbul'da arka arkaya gelen tabii afetlerle uğraşmak zorunda kalmıştı 1621 de Istanbul Bedesteni'nin bir bölümü, bir sene sonra da kalan kısmı yanmıştı.

Sultan Osman'ın en önemli düşüncesi, yeniçerileri ve yeniçeri ocağını ortadan kaldırmak idi. Bunun için güvendiği görevlilerIe hazırlıklara başladı. Yerine yeni askerT bir disiplinin nasıl kurulacağı konusunda da çalışmalar yapıldı. Bu faaliyet ocaklı tarafından haber alındı ve bir takım isteklerle Sultanahmet meydanında toplanarak isyan ettiler. Padişahın kendilerini ortadan kaldıracağını anladıklarından ondan önce davranıp sarayı bastıIar. Sultan Mustafa'yı tahta geçirdiler. Reformist bir padişahı da boğarak öldürdüler.

Sultan Osman iyi yetişmiş bir şehzade idi ve devletin idaresini çok genç yaşta teslim almasına karşın, iktidar sorumluluğunu taşıyacak güçte idi. Aceleci bir yapıya ve hırçın bir karaktere sahipti. Atılgan, cesur ve akıllı idi. Devletin içinde bulunduğu durumu yakından biliyor, devletin güçlenmesinin, yapılacak reformlarla sağIanacağına inanıyordu Atalarının devlet topraklarını korumadakı başarı ve kazandıkları zaferlerden gurur duyuyordu.

Genç Osman orta yapılı, açık tenli, yakışıklı bir fiziğe ve çok kuvvetli bir bünyeye sahipti. Ruhen de çok hassastı. İyi bir şairdi ve Farisi mahlası ile şiirler yazardı.




IV. MURAD HAN



Babası: Sultan 1. Ahmed
Annesi: Kösem Sultan (Mahpeyker)
Doğum Tarihi: 27 Temmuz 1612
Tahta Çıkışı: 10 Eylül 1623
Ölümü: 19 Şubat 1640 gecesi

Sultan, IV. Murad. Osmanlı tahtına onyedinci padişah olarak, çok genç yaşta, Eylül 1623'te geçti. Tahtta kaldığı süreci iki böIüme ayırmak gerekmektedir 1623-1632 yılları çocukluk ve devlet işlerini öğrenerek büyüdüğü yetişme yılları, 1632 den 1640 da ölümüne kadar devam eden ikinci dönem. devleti güç- Iendirmek ve topraklarını genişletmek mücadelerini ortaya koyan gerçek kişiliği.

Tahta geçtiği tarihte devletin idaresi bozulmuştu, içeride yolsuzIuk, rüşvet ve iltimas yaygın hale gelmiş ve devlet işleri yürümez olmuştu, Doğuda Iran ile batıda da Avusturya ile savaş durumu devam ediyordu. Ilk işi devlet içindeki zorbalık ve rüşveti ortadan kaldırmak için gerektiğinde çok sert tedbirler almak olmuştur. Istanbul ve eyaletlerde asayişsizliği ortadan kaldırmıştı, Asker içinde bozulan disiplini yeniden düzene koymuş. kanun, nizam ve emirlere uymayı sağlamıştı. Devlet gelirlerinin artması için vergilerin düzenli toplarlrnasını, hazinenin gereksiz harcamalarla parasız kalmasına engel olacak tedbirleri almıştı Gerektiğinde tebdil gezerek hem asayiş ve disiplini hem de düzensizIikleri şahsen görerek cezalandırırdı. Savaş sırasında ordunun içine girer kumandan ve siperlerdeki askerlere moral verirdi haksızlığa ve düzensizliğe hiç tahammül edemezdi. Tarihimizde ilk şeyhulislam katleden de Sultan 1V. Murad'dır. Içki ve tü- tün yasağı yine bu dönemde uygulanmıştır.

Sultan Murad, dönemin eğitimcilerinden iyi bir eğitim olarak büyüdü. Iyi bir şairdi ve şiirlerini 'Muradı' mahlası ile yazardı. Hat yazısırıı da öğrenmiş, usta bir hattattı, kendi eliyle tezyin ettiği ve yazdığı çok güzel fermanları vardır Çok iyi ata biner, hatta attan diğer bir ata atlayabilirdi. Kılıç, ok ve yayı ustalıkla kullanırdı.

Uzun boylu. iri yapılı. yavarlak yüzlü, açık tenli idi Sakalı gür ve siyah, gözleri ela ve kaşlarınııı arası açıktı. Omuzları geniş ve adaleleri çok güçlü idi.




İBRAHİM HAN



Babası : Sultan I. Ahmed
Annesi : Kösem Sultan (Mahpeyker)
Doğduğu Tarih : 4 Kasım 1615
Padişah Olduğu Tarih : 9 Şubat 1640
Tahttan İndirildiği Tarih : 8 Ağustos 1648
Öldürülmesi : 18 Ağustos 1648

Sultan İbrahim, 8 Şubat 1640’da kardeşi IV. Murad’ın ölümü üzerine 25 yaşında ve onsekizinci padişah olarak Osmanlı tahtına çıktı. Şehzadeliğinde çok sıkı bir saray hayatı yaşamış, kardeşleri öldürüldüğünden korku içinde büyümüştü.

Devletin doğu sınırlarındaki olaylar, İran ile yapılan Kasr-ı Şirin Antlaşması’nın imzalanması ile, saltanatından önce barış döneminin başlamasıyla sona ermişti. Yine batıda Avusturya ile ilişkiler bir düzene girmiş, daha önce imzalanmış olan Zitvatorok Antlaşması, yerine 9 madde ilave edilerek yenilenmişti. Böylelikle devlet hem doğuda hem de batıda, kısa bir süre için bile olsa savaşsız bir dönem geçirmişti.

Devletin iç huzurunun sağlanması, malî durumunun düzeltilmesi için önemli çalışmalar yapılmış, para basılmadan para ayarının düşürülerek ve vergilerin adil bir şekilde toplanarak hazinenin güçlendirilmesine çalışılmıştı.

Sultan İbrahim, orta boylu, zayıf ince yüzlü ve açık tenli idi. Gür bir sakalı ve ince bir bıyığı vardı. Kaftan giyer ve sorguç takardı.




IV. MEHMED HAN



Babası : Sultan İbrahim
Annesi : Hatice Turhan Sultan
Doğduğu Tarih : 2 Ocak 1642
Padişah Olduğu Tarih : 8 Ağustos 1648
Tahttan İndirildiği Tarih : 8 Kasım 1687
Ölümü : 6 Ocak 1693

Sultan IV. Mehmed, ondokuzuncu padişah olarak Osmanlı tahtına çıktı. İstanbul’da doğmuştur. Babası Sultan İbrahim’den başka hanedanın devamını sağlayacak erkek evlat bulunmadığı için doğumu çok büyük sevinç yaratmış ve üç gün, üç gece şenlik yapılmıştı. Babası Sultan İbrahim’in rahatsızlığı nedeniyle çocuk bir şehzade olarak 7 yaşında tahta çıkarıldı. Küçük Sultanı ürkütmemek için Eyüp Sultan’da yapılan kılıç alayı merasimi, küçük bir tören olarak uygulanmıştır. Hazinede yeterli para olmadığından yeniçerilere cülus bahşişi zorla toplanan paralarla ödenmiştir.

Bu dönemde devlet idaresinde boşluk olmuş, tarihimizde “Ağalar Saltanatı” dönemi başlamıştı. Ortamı uygun bulan ocakların harekete geçmesi, sipahi ulufelerinin ödenmesinin gecikmesi, İstanbul’da buhranlı günlere, isyanların çıkmasına sebep olmuştu. “Yeni Camii” (Sultanahmet camii) olayları adı verilen ve günlerce süren ayaklanmalar oldu.

Sultan Mehmed annesinin de desteği ile Köprülü Mehmet Paşa’yı sadarete getirerek devletin güçlenmesini sağlamış “Köprülüler Dönemi”ni de başlatmıştı. Tarihe “Avcı Mehmed” olarak geçen Sultan IV. Mehmed’in saltanat süresi:

1- Çocukluk Dönemi, Devlet idaresinin Kösem Sultan ve ağalar tarafından görülmesi.

2- “Köprülüler Dönemi”, kendisinin de savaşa katıldığı Girid’in alındığı, Orta Macaristan’ın devlet toprakları ve sınırlarının genişlediği dönemdir.

3- Viyana bozgunundan sonra devletin tekrar küçülmeye, iç karışıklıkların başladığı dönem.

Çocuk yaşında tahta çıkan ve Kanunî Sultan Süleyman’dan sonra en uzun iktidarda kalan Sultan Mehmed, orta boylu, tıknaz, beyaz tenli, seyrek sakallı ve çok ata binmekten dolayı öne eğilmiş bir vücuda sahipti. Çok iyi bir eğitim görmüş ve iyi bir şairdi. Aynı zamanda da çok iyi ata biner ve avı çok severdi.




II. SÜLEYMAN HAN



Babası : Sultan İbrahim
Annesi : Saliha Dilâşub Sultan
Doğduğu Tarih : 15 Nisan 1642
Padişah Olduğu Tarih : 8 Kasım 1687
Ölümü : 22 Haziran 1691

Sultan IV. Mehmed’in 8 Kasım 1687’de tahttan indirilmesi ile yirminci padişah olarak Osmanlı tahtına çıktı. Şehzadelik hayatı İstanbul ve Edirne saraylarında geçmişti. Uzun süre gözetim altında kaldığından, devlet işleri ile ilgilenememiş, iyi bir eğitim almış dinî eserler okumuş ve ibadet ile günlerini geçirmişti.

Bu padişah değişikliğinde de iktidar gücünün sarayda mevcut olan ikilik, eski padişahı tahtta bırakmak isteyenlerle, II. Süleyman’ı tahta çıkarmayı başaranların mücadelesi asker içinde de huzursuzluğa sebep olmuştu. Hazinenin, cülus bahşişi için parasının olmaması olayları büyütmüş, sarayda iç hazine ve kilerden toplanan altın ve gümüş kaplar, darphaneye gönderilip, yeni para basılıp askere dağıtılarak ortalık yatıştırılmıştı.

Bu dönemde devleti, Sultan Süleyman’ı ağlatacak kadar üzen olay, Kanije Kalesi’nin 158 yıl sonra kaybedilmesi olmuştu. Hemen arkasından Belgrad Kalesi’nin alınması bu üzüntüyü biraz hafifletmişti.

Sultan Süleyman orta boyda, şişman, açık tenli ve yassı burunlu ve gür sakallı bir yüze sahipti. İyi bir huyu, yumuşak bir karakteri vardı. Tahta çıktığında “Millete hizmet edelim. Allah’ın kullarını memnun etmeye çalışalım” diyerek, tahta iyi hizmet amacıyla oturduğunu ifade etmişti.
II. AHMED HAN



Babası : Sultan İbrahim
Annesi : Hatice Muazzez Sultan
Doğduğu Tarih : 25 Şubat 1643
Padişah Olduğu Tarih : 22 Haziran 1691
Ölümü : 6 Şubat 1695

Sultan Ahmed, Edirne’de yirmibirinci padişah olarak Osmanlı tahtına çıktı. Devlet 2. Viyana bozgununun sarsıntılarından kurtulmak için Avusturya’ya karşı yeni sefer hazırlığında idi. Sadrazam Köprülü Fazıl Mustafa Paşa savaşı başlattı ise de bir netice alınamadı. İkinci savaş durumu da Venediklilerin Girid’de Hanya Kalesi’ni kuşatma çabalarının başarısız kılınması, Kandiye muhafızının desteği ile sağlanmıştı. Osmanlı Donanması Girid ile meşgulken, Venedikliler bu defa da Sakız Adası’na asker çıkarmışlardı.

Yine aynı senelerde Irak ve Hicaz bölgesinde de devlete karşı hareketler ve isyanlar vardı. Bu isyanların bastırılması devletin doğu bölgesinde barışın bozulmaması için çaba sarfetmesini gerektiriyordu.

Devlet işlerinin görüşülüp konuşulduğu Divan-ı Hümayun, kendi dönemine kadar, haftada iki gün toplanıyordu. Saltanatı ile birlikte haftada dört gün toplanmaya başladı.

Sultan II. Ahmed 50 yaşlarında padişah olmuştu. Kendisi devlet işleri ile yakından ilgilenmediği, sarayda kapalı yetiştiği için, çevresinin etkisi altında kalıyordu. Bu durum da onu çevresinde bulunanlara karşı hırçınlaştırıyordu. Genelde sakin bir karaktere sahipti. Saraydan ara sıra çıkarak halkın arasına karışır ve onların dertleri ile ilgilenirdi. Özellikle gıda maddelerinde halka eksik mal satan, fazla para alan esnaf ile şahsen ilgilenir, gerektiğinde cezalandırılmalarını sağlardı. Değişik zamanlarda fırıncılardan ekmek aldırır ve tarttırırdı. Eksik gramajlı veya has undan ekmek yapmayan fırıncıları şiddetle cezalandırırdı. Bazen çarşı, pazar dolaşır bazı yiyeceklerin fiyatlarını kendisi tespit ederdi.

Orta boylu, çevre sakallı ve açık renkli bir yüzü vardı. Gösterişten hoşlanmaz, çapraz kaftan giyer, ataları gibi başına sorguç takardı.



II.MUSSTAFA HAN



Babası : Sultan IV. Mehmed
Annesi : Emetullah Rabia
Gülnûş Sultan
Doğduğu Tarih : 5 Haziran 1664
Padişah Olduğu Tarih : 6 Şubat 1695
Tahtan İndirildiği Tarih : 23 Ağustos 1703
Ölümü : 8 Ocak 1704

Sultan Mustafa, 1664 yılında Edirne’de doğdu. İyi bir eğitim gördü. 1695 yılında yirmiikinci padişah olarak 31 yaşında Osmanlı tahtına çıktı. Devlet yönetimini teslim aldığında, ilk sözü ataları gibi fetihler yapmak, kaybedilen toprakları geri almak için ordunun başında sefere çıkacağını bildirmek olmuştu.

Saltanatının ilk günlerinde, Sakız Adası “Koyun Adaları” zaferi kazanılarak Venediklilerden geri alınmıştı. Bu zafer Sultan Mustafa’nın moralini güçlendirmiş, devlette de güven sağlamıştı. Devlet Sakız Adası ile uğraşırken, bunu fırsat bilen Rusya, Azak Kalesi’ne asker yığmaya başlamıştı. Kalede bulunan askerler desteksiz ve malzemesiz kaldıkları için neticede teslim olmak zorunda kalmışlardı. Padişah Haziran 1695’de ordusunun başında olarak Avusturya seferine çıktı. Önce bazı zaferler kazanıldı ise de netice alınamadı ve devlet için çok önemli bir dönüm noktası sayılan Karlofça Barışı imzalandı.

Sultan Mustafa iri yapılı, açık tenli, ince burunlu, ela gözlü, sarı sakallı idi. Çok iyi hocalardan ders almış, hat sanatına merak sarmış ve çok iyi bir hattat olarak da yetişmişti. Yalandan nefret eder, doğruları ödüllendirirdi. İlme ve ilim adamlarına önem vermiştir. Alimlerle sohbet etmekten hoşlanır ve onları korurdu. Aynı zamanda iyi bir şairdi ve şiirlerini “ikbali” mahlası ile yazardı.



III. AHMED HAN



Babası : Sultan IV. Mehmed
Annesi : Emetullah Gülnûş Sultan
Doğduğu Tarih : 30/31 Aralık 1673
Padişah Olduğu Tarih : 22 Ağustos 1703
Tahtan İndirildiği Tarih : 1/2 Ekim 1730
Ölümü : 1 Temmuz 1736

Sultan III. Ahmed, yirmiüçüncü padişah olarak Ağustos 1703’de Osmanlı tahtına çıktı. Annesinin desteği ile iyi bir eğitim almış, zeki bir şehzade idi. Çocukluğu rahat bir şekilde geçtiği için devlet işlerini yakından takip edebilmiş, devlet idaresi hakkında da bilgi sahibi olmuştu.

Avrupa siyasi gelişmelerini incelemiş, daha yakın bilgi almak için bazı devletlere daimi elçiler göndermişti. Avrupa kültürel gelişmelerini getirttiği kitaplarda araştırmıştı. Matbaanın önemini kavramış, yazılı eserden basılı esere geçiş olan ilk matbaayı İbrahim Müteferrika’ya kurdurmuştu. Sadrazamlık görevine İbrahim Paşa’yı getirmiş, kızı ile evlendirerek kendine damat da yapmıştı.

Sultan III. Ahmed, yaradılıştan ince ruhlu ve güzel sanatlara meraklı idi. O da ataları gibi iyi bir hattat olarak yetişmişti. Topkapı Sarayı kapısı karşısında kendi adı ile yaptırdığı çeşmenin, yapılış tarihini belgeleyen kitabedeki hat yazısını kendisi yazmıştır. Aynı zamanda da iyi bir şairdi ve şiirlerini “Necib” mahlası ile yazmıştır. Saltanatı süresinde 4 ayrı kuran yazdığı da bilinmektedir. Devletin müesseselerinde reform yapılması gerektiğine de inanmış, bunun yıllardan beri yapılmadığı için Avrupa’dan geri kalındığını, felaketlere uğranıldığını savunmuştur.

Tarihimizde 1718-1730 tarihleri arasında geçen döneme “Lale Devri” denilmektedir. Zevk ve sefa ile geçen devir olarak da ifade edilir.

Sultan Ahmed, ince, narin yapılı, açık tenli, açık yeşil gözlü ve gür sakallı idi. Topkapı Sarayı’nda ve Yeni Camii içinde de iki kütüphane kurdurmuştu. Su sıkıntısı çekilen İstanbul’da büyük su bendini yaptırmıştı.



I.MAHMUD HAN



Babası : Sultan II. Mustafa
Annesi : Saliha Sultan
Doğduğu Tarih : 2 Ağustos 1696
Padişah Olduğu Tarih : 2 Ekim 1730
Ölümü : 13 Aralık 1754

Sultan Mahmud, yirmidördüncü padişahı olarak, Ekim 1730’da Osmanlı tahtına çıktı. Sultan Mahmud, anne kucağında ve onun sevgisi ile büyümüş ve dönemin en ünlü hocalarından iyi bir eğitim almıştı. Güçlü zekası ve öğrenme isteği, kısa zamanda çok bilgili olmasını sağlamıştı. Edebiyat ile uğraşmayı ve şiir yazmayı seviyordu. Şiirlerini “Sebkati” mahlası ile yazdı ve güzel besteler yaptı. Hat sanatı ile de ilgilendi ve güzel çalışmalar yaptı. Ülkenin fikri kalkınması için önemli çalışmalar yaptırdı. Yeni kurulan matbaa ile yakından ilgilendi ve çalışmalarına hız kazandırdı. En büyüğü Ayasofya’da olmak üzere çeşitli kütüphaneler kurdu. Eğitimin yaygınlaşması için mektepler açtı.

Sevimli, güzel bir yüzü, minyon bir bedeni, gür siyah sakalı ve düşük omuzları vardı. İyiliksever bir kalbe ve hassas bir ruha sahipti. 1750 İstanbul yangınında birçok tarihi bina ve çarşı zarar görmüştü. Çarşı esnafına haber göndermiş, zarar ve ziyanlarını kendi özel bütçesinden ödemişti.



III.OSMAN HAN



Babası : Sultan II. Mustafa
Annesi : Şehsuvar Sultan
Doğduğu Tarih : 2 Ocak 1690
Padişah Olduğu Tarih : 13 Aralık 1754
Ölümü : 29/30 Ekim 1757

Sultan III. Osman, yirmibeşinci padişah olarak Osmanlı tahtına çıktı. Şehzadeliği sarayda gözetim altında geçmişti. İyi bir eğitim almış, kendini yetiştirmişti. Yumuşak karakteri olmasına karşın, çabuk kızar ve sinirli hareket ederdi.

Anlayamadığı konularda, telaşa kapılır, verdiği emrin hemen yerine getirilmesini isterdi. Çok meraklı bir kişiliğe sahip olduğundan, her şeyi öğrenmeye çalışırdı. Yakın çevresinin etkisinde kalırdı.

Sadaret süresinde, devletin daha önce yaptığı antlaşmalar sebebiyle siyasi olarak önemli sayılacak bir dönem yaşanmamıştır. Daha ziyade doğu sınırlarda bazı olaylar ve isyanlarla uğraşılmıştır. Nispeten barış döneminin yaşanması ve kendi saltanat süresinin kısa olmasına rağmen, çok sık sadrazam değiştirilmiş iyi yetişmiş devlet adamları gereksiz yere harcanmıştır.

Tahta çıktığı senelerde İstanbul’da görülmemiş şekilde, çok uzun ve şiddetli geçen bir kış yaşanmıştı. Haliç donmuş. Defterdar iskelesinden Sütlüce’ye buz üstünde gidilebilmişti. Fakat halk sıkıntı çekmişti. İkinci felaket de 36 saat aralıksız devam eden İstanbul yangınında yaşanmıştı. Hocapaşa çevresinde başlayan yangın tüm ahşap evleri yakmıştı. Bunun yaraları sarılırken, kısa bir süre sonra Cibali çevresinde onarılmakta olan bölgede yine yangın çıkmış. 48 saat devam etmiş, yaklaşık iki bin ev, bin dükkan, beşyüzden fazla değirmen, ikiyüz camii ve mescit, yetmiş hamam ve han kül olmuştu. İnsanlar evsiz kaldığı gibi salgın hastalık da yayılmıştı.

Sultan Osman orta boylu ve çok şişmandı. Fazla kiloları genel görüntüsünü etkilediği gibi, yürümesine de engel olurdu. Bedenine göre küçük yüzlü, açık tenli ve ela gözlü idi. Tedbil gezmeyi çok sever, gece gündüz ne zaman isterse, özellikle ulema kıyafeti giyerek, at üzerinde şehri gezerek halka ve esnafa bahşiş dağıtırdı. Halkın giyimi ile yakından ilgilenir, kurallara aykırı gezenlerin, uyarılmasını isterdi. Üsküdar İhsaniye’de bir camii ile bir mescit ve Ahırkapı Feneri’ni yaptırmıştır. Sultan I. Mahmud zamanında yapımına başlanan “Nur-ı Osmanî” cami, medrese ve kütüphanesi ile bahçesinde türbe yaptırarak, kendi adıyla bir hayır külliyesini de tamamlamıştır.
III. MUSTAFA HAN



Babası : Sultan III. Ahmed
Annesi : Mihrimah Sultan
Doğduğu Tarih : 28 Ocak 1717
Padişah Olduğu Tarih : 30 Ekim 1757
Ölümü : 21 Ocak 1774

Sultan Mustafa, yirmialtıncı padişah olarak Osmanlı tahtına çıktı. Annesinin desteği ile iyi bir eğitim alarak yetişti. Sarayda serbest olarak büyüdüğü için devlet işlerini de yakından öğrenme fırsatı oldu. Çok zeki idi ve çalışmayı da çok seviyordu. Devletin bozulan düzeninin, yapılacak ıslahatlarla düzeleceğine inanıyordu.

Ancak devlet kurumlarında yapılacak ıslahatların batı taklidi değil, devletin geleneksel yapısı içinde kuruluş temellerinin modernleştirilerek günün ihtiyaçlarına cevap veren hale getirilmesi gerektiğini düşünüyordu. Bunu da hukukçuların yapacağına güveniyordu. “Bir ülkenin hukukçusu bozulursa, adaleti de bozulur, adalet olmayan memlekette dirlik ve düzenlik kalmaz” diyordu.

Sultan III. Mustafa saltanatının süresinde en önemli dış sorun olarak Rusya meselesi ile meşgul olmak zorunda kalmıştı. 1763 Çihrin Seferi ile başlayan dönemde Rusya Çariçesi Katerina, Osmanlı himayesinde olan Polonya’ya asker göndermiş ve Kont Stanislas Ponyatowski’yi de tahta geçirmişti. Diplomatik yollardan meselenin halledilmesine çalışılmış ise de sonuç alınamamıştı. İki devlet arasında başlayan savaş 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması’nın imzalanmasına kadar devam etmişti. Padişah devleti güçlendirmek, sorunları çözmek çabalarının netice vermemesi neticesinde üzüntüsünden hasta olmuştu. Bu antlaşmanın kendinden sonra imzalanması da devletin hayatında önemli bir dönüm noktası olmuştu. Göreve geldiğinde dolu olarak teslim aldığı devlet hazinesini, savaşa rağmen dolu olarak teslim etmişti.

Sultan Mustafa orta boylu, açık beyaz tenli, biraz çekik gözlü ve kumral sakallı idi. Çok yumuşak kalpli ve dindar bir kişiliğe sahipti. Haksızlığı hiç sevmez, adaletin yerine gelmesine çalışırdı. Astrolojiye çok merak sarmış ve bu konuyu da iyi öğrenmişti.




I. ABDÜLHAMİD



Babası : Sultan III. Ahmed
Annesi : Rabiâ Sultan
Doğduğu Tarih : 20 Mart 1725
Padişah Olduğu Tarih : 21 Ocak 1774
Öldüğü Tarih : 6/7 Nisan 1789

Sultan Abdülhamid, yirmiyedinci padişah olarak Osmanlı tahtına çıktı. Çocukluğu saray içinde eğitim alarak geçti. Kitap okuma sevgisi onu geçmişi ile bağlıyordu. En çok tarih kitapları okumayı seviyordu. Atalarının güçlendirdiği devleti görev ona geçtiği zaman devam ettirmek istiyordu. Çok zeki idi, dış alemde olan biteni göremediğinden geçmişte yaşanan olaylardan dersler çıkararak yorumlar yapıyordu.

49 yaşında devlet idaresini teslim aldığı zaman, Osmanlı-Rus savaşı devam ediyordu. Osmanlı – Rus Ordusu Varna Bölgesi Kozluca’da savaş halinde idi ve Çariçe II. Katerina ordunun merkezle bağlantısını kestiğinden ordu bozguna uğramıştı. Sadrazam iki devlet arasında barış yapılarak savaşın sona ermesi için diplomasi yolunu denedi. Ve iki ülke arasındaki savaş, yapılan görüşmeler sonunda 21 Temmuz 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması’nın imzalanması ile sona ermiş oldu.

Bu antlaşma ile devletin en önemli stratejik bölgesi, Kırım’ın, Rusya’ya verilmesi padişahı çok üzmüştü. Küçük Kaynarca Anlaşması ile devlet için yeni ve önemli bir problem ortaya çıkmıştı. Ruslar, Osmanlı Hükûmeti içindeki azınlıkların (Ortodoks) haklarını, Hıristiyanları ve kiliseleri koruyacaklardı. Artık Rus ticaret gemileri Boğazlar’dan izin almadan serbestçe geçebilecekti.

Kendisini devleti güçlendirmek için hazırlayan Sultan Abdülhamid, daha iktidarının ilk aylarında devletin kaderini değiştiren, onun başına daha büyük meseleleri açan bir barışa imza atmak zorunda kalmıştı.

1787 yılında Rusya’ya karşı açılan savaşta, Avusturya ile olan cephede kazanılan savaş padişaha Gazi ünvanını kazandırmış, kaybedilen, Rusya’ya terkedilen Özi Kalesi ise padişahı üzüntüden felç etmişti.

Sultan Abdülhamid orta boylu, buğday tenli, gür siyah sakallı, burnu biraz uzunca, gözleri ise hafif çekikti. Çok iyi niyetli ve insancıl bir yapıya sahipti. Devlet işlerinde ciddiyeti sever, başlanan bir işi sonuna kadar takip eder, ilgilileri de uyarırdı. Devlet görevi vereceği insanları araştırır, ehliyeti olanı tercih etmeye çalışırdı. Şehirde tebdil kıyafet gezmeyi, esnaf ve halkın dertlerini dinlemeyi severdi.




III. SELİM HAN



Babası : Sultan III. Mustafa
Annesi : Mihrişah Sultan
Doğduğu Tarih : 24 Aralık 1761
Padişah Olduğu Tarih : 7 Nisan 1789
Tahttan İndirildiği Tarih : 29 Mayıs 1807
Öldüğü Tarih : 28 Temmuz 1808

Sultan Selim, yirmisekizinci padişah olarak Osmanlı tahtına çıktı. Rahat bir şehzadelik dönemi geçirmiş ve çok iyi bir eğitim almıştı. Genç yaşta musiki ile ilgilenmiş. Türk müziğini ve enstrümanlarını kullanmayı çok sevmiş, daha sonraları besteler yapmış ve Türk Müziğine yeni makamlar kazandıracak kadar çalışmalarını geliştirmişti. Yetişme döneminde devlet idaresinin işleyişini ve içinde bulunduğu siyasî, sosyal ve özellikle askerî durumun (Yeniçerilerin) zamanla nasıl bozulduğunu yakından görmüştü. Devletin düzelmesinin kurumlarında, özellikle askerî alanda yapılacak yenileşme hareketiyle, ıslahat ile gerçekleştirilebileceğine inanıyordu. Özellikle ihtilal sonrası Fransa’daki gelişmeleri yakından izliyordu. Tahta çıktığında da iki ülke arasındaki ilişkileri düzeltecek temaslarda bulunmuştu.

Devlet idaresini teslim aldığı dönemde, Avusturya ile başlamış olan savaş devam ediyordu. Rus Ordusu ile Yaş bölgesindeki savaşta Avusturya arkadan sıkıştırınca “Fokşan Bozgunu” yaşanmıştı. Kısa bir süre sonra da Belgrad elimizden çıkmıştı. Önce Ziştovi ve 1792 de Yaş antlaşması imzalanarak bir müddet için savaş durumuna son verildi. Hemen ordu ve onun silah gücünü artırıcı çalışmaları başlattı. Nizam-ı Cedid adı verilecek yeni ordunun kurulması planları yapıldı. Orduyu eğitmek için Fransa ve İsveç’ten hocalar getirildi. Güvenilir devlet adamları imparatorluk topraklarını dolaşarak yeni asker kayıt işlerini bizzat kendi kontrollerinde yaptılar. Ordu’daki yenileşmeyi yakından bilen Fransa, bu fırsatı kaçırmamış. Mısır – İskenderiye’yi fethe cesaret etmişti. Belki de tarihimizin önemli yeni bir dönemi de böylece başlamıştı. Akdeniz’deki Fransız tehlikesine karşı, Rusya ve İngiltere Osmanlı Devleti ile ittifak yapmışlardı. Rusya da hiçbir engelle karşılaşmadan sıcak denize inmişti.

Sultan Selim, tahttan inişine kadar gelişen iç olaylarla, isyanlarla, ordunun değişimini kabul etmeyenlerle mücadele etmek zorunda kalmıştı. Fakat dış tehdit de büyümüştü. Akdeniz’de yeni dengeler kurulmuş, Fransız donanmasına karşı İngiliz donanmasının üstünlüğü kabul edilmiş ve Yunan isyanlarının da ilk tohumları atılmıştı.

III. Selim’in ince uzun bir görünüşü, açık bir teni, çok derinden bakan gözleri ve siyah gür sakalı vardı. İyi şiir yazan bir şair ve bestekâr olduğu gibi iyi bir hattattı. İnsanları sever, onlara yardım etmekten zevk alır ve sanatkârları da korurdu. Ülkenin imarı ile de ilgilenmiş, Selimiye kışlası ile bir de cami yaptırmıştı.




IV. MUSTAFA HAN



Babası : Sultan I. Abdülhamid
Annesi : Ayşe Sine (Seniye Perver Sultan)
Doğduğu Tarih : 8 Eylül 1779
Padişah Olduğu Tarih : 29 Mayıs 1807
Tahttan İndirildiği Tarih : 28 Temmuz 1808
Öldüğü Tarih : 17 Kasım 1808

Sultan Mustafa, yirmidokuzuncu padişah olarak Osmanlı tahtına çıktı. Sarayda iyi bir eğitim alarak rahat bir şehzadelik dönemi yaşadı. Sultan III. Selim’in döneminde devletin içinde bulunduğu durumu yakından gördü. Açık fikirli olmasına rağmen, amcasının orduyu yenileme, yeni bir ordu kurma çalışmalarına karşı olanlarla işbirliği yaparak, Ocaklıyı harekete geçirmek için destekledi. Genç reformcu padişahın bir isyan sonucu tahtan indirilmesine de yardımcı oldu. Kendisi de bir karışıklık neticesi bir olup bitti şeklinde tahta oturdu.

Kısa süren saltanatı devletin iç karışıklıkları içinde geçti. Devletin içine, saraya kadar giren isyancıların kendisini de tahtan indirebilecekleri tehlikesini yaşadı. Olayların yatıştırılması için tarihimizde Ocaklı ile anlaşma yapan ilk padişah olduğu gibi devletin idaresinde de bir ortaklık kurmuş oldu. Bu ortaklık da O’nun sonunu hazırladı.

Sultan Mustafa ortadan biraz uzunca boylu, açık tenli, siyah gür sakallı ve biraz çatık kaşlı idi. Hırçın bir tabiata sahip olması sebebiyle yakın çevresi ile bile iyi geçinemez, fazla merak yüzünden de kimseye güvenmezdi.




II. MAHMUT HAN



Babası : Sultan I. Abdülhamid
Annesi : Nakşidil Sultan
Doğduğu Tarih : 20 Temmuz 1785
Padişah Olduğu Tarih : 28 Temmuz 1808
Öldüğü Tarih : 30 Haziran/1 Temmuz 1839

Sultan II. Mahmud, otuzuncu padişah olarak Osmanlı tahtına çıktı. Şehzadeliği, sarayda iyi bir eğitim alarak, amcası Padişah III. Selim’in devlet idaresini yakından izleyerek geçti. Genç bir şehzade olarak amcası ile yakından görüşmek, onun tavsiyelerini dinlemek, gelecekteki kararlarının temelini oluşturdu. Bu görüşmelerde en çok kurulmakta olan yeni ordunun eğitim ve silah teknolojisini kullanma disiplini ilgisini çekmişti.

Tahta geçer geçmez, İstanbul’da devam etmekte olan isyanları sona erdirmek amacı ile “Sened-i İttifak”ı kabul etti. Sultan bu ittifakı taşra ayanlarını yanına almak için imzalamıştı. Nizam-ı Cedid’in kuruluşunu devam ettirmek amacıyla “Segban-ı Cedid” ordusunu kurdu. Bu kuruluşa karşı olanlar ikinci isyan hareketini başlattılar ve yine asilerle anlaşma yolu seçildi, bu devlet idaresinde irticanın ikinci zaferi oldu.

Devlet Batı’da Rusya ile savaşmak zorunda kalmış, önce zafer kazanılmış, daha sonra Bükreş antlaşması imzalanarak, iki devlet arasındaki siyasî ilişkiler kısa bir süre için barışa dönüşmüştü. Sırp isyanları, Tepedelenli Ali Paşa’nın Yanya’daki asi tavırları devleti işgal etmişti.

Yunanistan’daki olaylar ise bağımsızlık kazanılması ile neticelenmişti. Doğu sınırlarında bir taraftan devlete baş kaldıran Vahabilerle uğraşırlarken diğer taraftan da İran’daki Kaçar Hanedanı’nın ortaya çıkardığı meselelerin halledilmesine çalışılmıştı.

Sultan Mahmud, orta boylu, ince yapılı, koyu renk gözlü ve kısa kumral sakallı idi. Geniş omuzları onu daha yapılı gibi gösterirdi. Güçlü bir iradeye ve kararlılık gücüne sahipti. Yapılmasını istediği işleri sonuna kadar takip eder, gerekli kişileri de gerçekleştirmeleri yolunda yönlendirirdi. En büyük amacı “devleti Batı tarzını örnek alarak yeni bir düzene oturtmak”tı.

Çok sert mizacı arkasında inanılmayacak derecede alıngan idi. Bunda iyi bir şair olmanın da etkisi vardı. Şiirlerini “Adli” mahlası ile yazardı. Türk müziğini çok severdi. Kendi zamanında hazırlattığı “Tanzimat”ın ilanını göremedi. Ülke kalkınmasının eğitim ve teknoloji ile gerçekleşeceğini iyi anlayanlardandı. Eğitimin yaygınlaşması için ortaokullar açılmış, ilk buharlı gemi işlemeye başlamış, Yeniçerileri ortadan kaldırmış ve tekkeleri kapatarak irtica ile de mücadele etmiştir. İlk nüfus sayımı yapılmış ve posta teşkilâtı kurulmuştur. İlk resmi gazete “Takvim-i Vekayi” de yayımlanmaya başlamıştır. Sadrazama bu dönemde Başbakan denilmiş. Devlet bünyesinde giyim kuşam ile ilgili yeni kararlar alınmış “fes” giyilmeye başlanmıştır.
ABDÜLMECİD HAN



Babası : Sultan II. Mahmud
Annesi : Bezmialem Sultan
Doğduğu Tarih : 25 Nisan 1823
Padişah Olduğu Tarih : 1 Temmuz 1839
Öldüğü Tarih : 25 Haziran 1861

Sultan Abdülmecid, otuzbirinci padişah olarak Osmanlı tahtına çıktı. O’da ilk eğitimini sarayda almıştı. Babası II. Mahmud O’nun yetişmesi için ayrı bir özen göstermişti. Abdülmecid modern, Batılı bir prens gibi yetiştirilmişti. Fransızca’yı çok iyi öğrenmiş Avrupa’da yayınlanan birçok mecmuaya abone olmuş yeni çıkan kitapları da getirtmiştir. Batı musikisi ile yakından ilgilenmiş ve iyi bir piyanist olarak batı eserlerini çalmıştır.

Sultan Abdülmecid tahta çıktığında devlet çok önemli bir dönemini yaşıyordu. Hemen her sınırda huzursuzluklar ve savaş vardı. Tarihimizde ilk Batılılaşma hareketi olarak isimlendiren “Tanzimat” ilan edilmişti. 1833 yılında ilk defa “Boğazlar Meselesi” devlet için yeni bir sorun olarak ortaya çıkmış. 1841 Londra Protokolünün imzalanması ile de sorun uluslararası bir hale getirilmişti. Avrupa, bu dönemde Osmanlı Devleti’ne “Hasta Adam” sıfatını uygun bulmuştu. Rusya ise yeni bir stratejiyi uygulamaya koymuştu: “Boğazın Hasta Adamı yıkılıp, parçalanmalı, en önemli toprakları (Boğazlar) benim olmalıdır” diyordu.

Batılı Devletler, ilk defa 1850’li yıllarda Rusya’nın yayılmacı politikasını anlamışlar. 1853 Kırım Savaşı’nda Rusya’ya karşı Osmanlı Devleti’nin yanında yer almışlardı. 1856 da uluslararası düzeyde ilk büyük kongre olan Paris Kongresi’ni toplamışlar. “Osmanlı Devleti bir Avrupa’lı devlettir, toprak bütünlüğü kontrolümüz altındadır kaydını” andlaşma metnine koymuşlardı. Osmanlı Devleti ise malî durumu yetersiz olduğundan bu savaşa Batılı Devletlerden borç alarak girmişti. Paris Andlaşması’nın sonuna da ülke içindeki azınlıkların, Hıristiyan tebanın haklarını koruyacağına dair “Islahat Fermanı”nı ek dosya olarak koymuştu.

Sultan Abdülmecid, uzuna yakın boylu, ince yapılı, açık tenli, siyah saçlı ve kısa sakallı idi. Koyu kahve gözleri, derin bakışları vardı. Çok iyi eğitim görmüş, müzikle yakından ilgilenmiş ve iyi bir hattat olarak güzel hatlar yazmıştı.

İlk liseler bu dönemde açılmıştır. Kuleli kışlası (Kuleli Askerî Lisesi) yapılmış, ilk Türk müzesi de, kurulmuştu. Tarihimizde ilk İlimler Akademisi olarak anılan “Encümen-i Daniş”, 1851 de toplanmıştı. Denize önem verilmiş, bahriye kıyafetleri düzenlenmişti. Edirne-Varna-Kırım arasında ilk telgraf hatları kurulmuştu. İzmir-Turgutlu arasında raylı sisteme geçilerek ilk demiryolu hattı işletmesi başlatılmıştı. Dolmabahçe Sarayı, Ortaköy Mecidiye Cami, Harem-i Şerif’in onarılması, Karaköy Köprüsü’nün kurulması, dönemin önemli imar faaliyetlerindendir. Ülkemizde ilk Belediye teşkilâtı bu dönemde kurulmuş, edebiyatımızda roman edebiyatı “Tanzimat Edebiyatı” ve hikâyeciliği başlamıştı.





ABDULAZİZ HAN



Babası : Sultan II. Mahmud
Annesi : Pertevniyal Sultan
Doğduğu Tarih : 7/8 Şubat 1830
Padişah Olduğu Tarih : 25 Haziran 1861
Tahttan İndirildiği Tarih : 30 Mayıs 1876
Öldüğü Tarih : 4 Haziran 1876

Sultan Abdülaziz, otuzikinci padişah olarak Osmanlı tahtına çıktı. Babasının gözetiminde çok iyi bir eğitim almış ve kendini yetiştirmişti. Hocası Akşehir’li Hasan Fehmi Efendi’den Arapça dersleri almıştı. Ağabeyi Abdülmecid ile yakın ilişki içinde bulunmuş, devlet yapısını, işleyişini yakından görmüş. O’nun seyahatlerine de katılmıştı. Batı müziği yerine Türk müziği dinlemeyi, opera veya tiyatroya gitmektense orta oyununu seyretmeyi kendi kültür değerlerine sahip çıkmayı tercih etmişti.

Padişah olduğu senelerde devlet, Avrupa’lı devletlerin baskısı, Rusya’nın her fırsatı kollayarak amacına ulaşma politikaları uygulaması dönemini yaşıyordu. Yüzyılın başında kurulma aşamasına gelen, bağımsız bir devlet olma statüsü kazanan Yunanistan da, hamisi devletlere güvenerek, Girid Adası’nı kendine bağlıyacak uygulamaları devreye koymuş, adada çeşitli isyanlar çıkarmayı başarmıştı. İngiltere, özellikle Süveyş kanalının açılmasından sonra, Akdeniz’deki hayati çıkarlarının en önemli noktası olan Mısır’ı elde edecek uygulamalar içinde idi. Sultan Aziz, alınmasından 345 yıl sonra Mısır’ı ziyaret etmiş ve devletin gücünü orada hissettirmek istemişti. Sultan Aziz, ikinci seyahatini Avrupa’ya yapmış. Paris, Londra, Viyana gibi önemli başkentlerde kalmış, çeşitli temaslarda bulunmuştu.

Tanzimat’ın ilanı, batılılaşmanın, Avrupa ile daha yakın ilişkiler döneminin de başlangıcı olmuştu. Avrupa’dan kitaplar getirilip çevrilmiş, eğitim amacıyla hocalar dışarıya gönderilmiş veya özellikle askerî eğitim için de oradan hoca getirilmişti. Eğitim orta okul ve liselerin açılması ile yaygın hale getirilmeye çalışılmış, ülke meselelerinin çözümüne ilişkin, çeşitli arayışlara yer veren gizli-açık tartışma yapılan bir takım cemiyetler kurulmaya başlanmıştı. “Yeni Osmanlılar” (Jön Türkler) gibi cemiyetler, yurt içinde ve yurt dışında gazete ve mecmualar yayımlayarak fikirlerini yaymaya çalışmışlardı. Ziya Paşa, Namık Kemal gibi güçlü kalemler de bu dönemde yetişmişlerdi.

Sultan Abdülaziz, iri yapılı, uzun boylu, kumral tenli, ela gözlü, sert bakışlı ve siyah kısa sakalı vardı. Sade giyinmeyi sever, gösterişten hoşlanmazdı. İyi bir müzik eğitimi almış ve iyi ney çalardı. İnce duygulu, hassas, şair ve bestekârdı. Avrupa’yı gezmiş, o kültürü yakından görmüştü. Eğitimin gelişmesi, okullaşmanın arttırılmasına çalıştı. Şuray-ı Devlet kurulmuş, yabancılara mülk edinme haklarının verilmesi sağlanmıştı. Devlet idaresinin hukuka bağlı belli kurallar içerisinde yürütülmesine inanırdı.




V. MURAD HAN



Babası : Sultan Abdülmecid
Annesi : Şevkefza Sultan
Doğduğu Tarih : 21 Eylül 1840
Padişah Olduğu Tarih : 30 Mayıs 1876
Tahttan İndirildiği Tarih : 31 Ağustos 1876
Ölümü : 29 Ağustos 1904

Sultan Murad, otuzüçüncü padişah olarak Osmanlı tahtına çıktı. Sultan Abdülmecid’in ilk doğan şehzadesi olduğundan, sarayda sevinç yaratmış ve günlerce süren şenlikler yapılmıştı. Güzel, sevimli, yumuşak karakterli ve zeki bir çocuk olarak büyümüştü. Babasının isteği ile Batı tarzında iyi bir eğitim almıştı. Türkçe’yi çok iyi kullandığı gibi Arapça ve Fransızca da öğrenmişti. Güzel sanatlara karşı özel bir ilgisi vardı. Güzel resim yapar, iyi piyano çalardı. Müzikle de uğraşırdı ve hafif batı müziğinde güzel besteler yapmıştır.

Sultan Abdülaziz’in, Avrupa seyahatine katılmış ve genç bir şehzade iken batıyı yakından görmüştü. İlmi sohbetlere katılmayı sever ve tartışmalara katılır, ara sıra, Ziya Paşa, Namık Kemal ve arkadaşlarının toplantılarında da bulunurdu. Belki de hanedan içinde hürriyet ve meşrutiyet taraftarı fikirleri savunan ilk örnek sayılabilir. Kendisinin küçük bir anayasa taslağı hazırladığı da söylenir. Kurbağalı Dere’deki köşkünde bu çalışmaları yaparak kendisini devlet idaresi için hazırlamıştı.
Referans URL